Stockholm'da 2 Gün : Bisikletlerle Tanışma



Stockholm'de ilk günü Björn'e veda ederek bitirmiştik.

2. güne kaldığımız otelde başladık. Otel bir okula ve evlere bakıyordu. Günün erken saatinde ciddiyetle futbol oynayan öğrenciler ve özenle düzenlenmiş balkonlar manzarada gördüğümüz detaylardı.

Türkiye'de bir türlü sığamadığımız şehirlerde kentsel dönüşüm adına birimi küçülüp barındırdığı hane çoğalan evlerde balkonsuzuğa mahkum edildik . İsveçliler için apartmanda balkon ise olmazsa olmaz .

Balkonu camla kapamak gibi bir sektör keşfedilmemiş buna karşın her biri keyifli birer yaşam alanına dönüşmüş.

Camdan dışarıyı seyretme faslı bitince kahvaltıya indik. 

Müthiş bir ziyafet içeren kahvaltı Türkiye'de otellerin üzerine para istedikleri ve shrinkflasyondan darbe yemiş öğütleri kıskandıracak düzeyde iyiydi.

Kahvaltı kadar kahvaltı salonu ve lobinin tasarımı da estetik duygusuna ziyafet çekecek seviyedeydi. 

Kahvaltı bittikten sonra büyük projenin ilk adımı için şehrin bayağı dışındaki spor mağazasına yollandık. 

Bisikletleri çok önceden sipariş etmiş ve 8 Haziran sabahı teslim alacağımızı söylemiştik.

Şaşırtıcı biçimde bisikletler hazır edilmemişti .

İsveç standartlarının biraz dışında kalan bu hizmet seviyesine karşın çalışanların ilgili tavırları durumu telafi etti .

Yaklaşık 2 saatlik bir bekleyiş sonunda çantalar bisiklete yerleşmiş bir şekilde mağazadan ayrılıp tekerimizi yola koyduk.

İnsanlık için küçük bizim için büyük ilk adımları/pedalları attık/çevirdik.

Bisikletlerimize kavuştuğumuz için artık Stockholm dışında kalabilirdi.  Stockholm'de geçeceğimiz kalan iki gün için Doğanın içinde  bir ev bulmuştuk.

Tabi öncelikle bu yerin adresini bulmamız gerekiyordu. 

Stockholm'de bisiklet yollarının iyi olacağını tahmin etmiştik ama mükemmel olduğunu deneyimlemek için bu ilginç lokasyonu tercih etmemiz gerekiyormuş .

Öncelikle kaldığımız yerin kendisini tarif ettiği şekilde  "Doğanın içinde olmanın" bir klişe değil bir gerçeklik olduğunu anladık .

Bunu daha da şaşırtıcı hale sokan bu Doğanın içindeki mekana ulaşmak için Doğanın içindeki bisiklet yollarını kullanmanın zorunlu olmasıydı. 

İstanbul'da sahilde bisiklet sürmeyi bisiklet yolunda bisiklet sürmek olarak tanımlamaya hep itiraz etmiştim .

Sahilde bisiklet sürebilirsiniz ama sahile nasıl gideceksiniz ?

Bu sadece tek bir damarı olan insanı tasavvur etmek aslında. 

Diğer damarlar yoksa tek bir damarda akan kan ne işe yarar?

İşte bu damarların en kılcalına kadar inşa edildiğine şahit olduk bu kaldığımız yer vesilesiyle. 

Stockholm'un binlerce adasından önemli bir kısmına ev sahipliği yapan bölgede insanlar arabaları dışarıda tutan dört tekersiz bir medeniyet kurmuşlar.

Bu medeniyetin en önemli aracı olan bisiklet ise orman içindeki patikaların da dahil olduğu akıl almaz bir ağ yol üzerinde kullanılabilmekteydi.

Burası bisiklet yolu olamaz burası bildiğin orman dediğimiz tüm yollar bisiklet yolu çıktı .

Orman ve göller arasında bağı bisikletle yada teknoloji nimeti diğer otomobil dışı araçla yada yürüyerek geçmek için bir insanın dolaşım sistemini andıran bu yollar tasarlanmış. 

 İnsanların tabii ki arabası var bazılarının 2 yada üç tane. Ama bu arabalar sadece şehre gidecek şekilde doğadan soyutlanmış. 

Doğada olmak istiyorsanız arabanızla vedalaşmak zorundasınız .

Haziran ayının başlarında yani İsveç'te henüz yazın tam etkisini hissettirmediği bir zamanda olmamıza rağmen göllerin keyfini b çıkardık.  Buna karşın yerel halk çoktan su ile temasa girmişti bile .

Ufacık çocukların henüz pek de ısınmamış suda evin banyosın8daki kadar rahat olması genetik bir mirasın da payını gösteriyor. 


Odağımızda bisiklet olduğu için bisiklet yollarından çok söz ettik. 

Bununla beraber refah toplumunun aslında insani gelişmişlik düzeyinin bir çıktısı olduğunu anlamak için de bu gezi yeterli kanıtı sundu .

İnsanlar doğa ile aralarında hiç bir aracı olmadan hayatlarını sürdürüyor. 

Tabi bize göre bayağı eksikleri var.

Ortada tek bir büfe tek bir değnekçi tek bir şezlong esnafı yüksek yada alçak sesle yayılan müzik mangal dumanı ve kavgaya hazır testosteron yok.

Bunların yokluğu belli ki insani gelişimin standart paketine dahil. 

Yaklaşık 70 km orman içinde göllerin kıyısında bisiklet sürerek bu keyifli rotanın tadını sonuna dek çıkardık. 


Stockholm merkezinde bisikletle dolaşmak doğa içinde olmanın yanında sönük kalsa da şehir merkezinin de bisikletle gezilebilecek yerlerinden eksik kalmadık .

Şehrin tarihi merkezi Gamla Stan'ın taşlı yollarını bisikletle dolaştık . Djurgarden'ın yeşille dolu parklarında da vakit geçirdik .

2 günlük "Stockholm Bisikletlerle  oryantasyon sürecimiz"  boyunca kaldığımız doğaya komşu evde karşılaştığımız diğer gezginler ise bize yeni insan tanıma deneyimini de yaşattı .

Genç öğretmen Lena bize ilk gün kapıyı açmıştı .

İngilizce ve Spor öğretmeni olmak için stajını Stockholm'de yapmıştı ve bir yandan da öğretmenlik tezini yazmaya çalışıyordu. Bremen yakınlarında yaşayan bu genç Alman hanımefendinin enerjisi bize çok iyi geldi . Bizim iddialı bisiklet projemiz ise onun için şaşırtıcı idi .

Lena kadar dışarıdan enerjik görünmese de New Castle'lı Tim Johnson da tanımaya değer biriydi.

Ülkesini Brexit'ten hemen önce terk etmiş ve Barcelona yakınlarına yerleşmişti. Organik malzemelerden sepet ören bu adam aslında gerçek bir sanatçı.  İnstagram'da 30 bini bulan takipçi edinmiş

O da bizle sohbetten çekinmedi .

Evin uzun süreli müdavimi ve ağır bir adı olan Caliope ise evde fazla yabancı istemediğini pek gizleyen bir karakter değildi.

Onunla konuşma şansımız olmasa da karakteri konusunda epey yorum yaptık. 

Ev sahibi Ufe ise bizle neredeyse hiç bir konuda muhatap olmayan tipik bir isveçliydi .

Evin bisikletle kolay ulaşılabilir olması nedeniyle evin önüne dizdim bisikletlerin yanına kendi bisikletlerimizi koymamızı bayağı sorguladı. 

Yine de onunla da anlaştık. 

Motala öncesi Stockholm gezimizi üşüten bir yağmurlu gecede kapadık .

Ertesi gün planın en büyük meydan okuması olan Motala için yola çıkmak üzere yağmuru dinleyerek uykuya daldık
































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün : Björn Lundquist ile Stockholmde Yürüyüş Turu

Vatternrundan'da 315 Kilometre 12-13 Haziran 2026

İLK SÖZ