İLK SÖZ

 


İsveç’in Vatternrundan Gölü her yıl yılın en uzun günlerinden birinde binlerce kişinin katıldığı bir bisiklet festivaline ev sahipliği yapıyor.

MUBİ’de karşımıza çıkan bir film vesilesiyle tanıştığım bu festivalin 2026 Edisyonunda Ortaokuldan Lise sona kadar sıra arkadaşım olan Selim’le beraber yer alacağız.

Gölün kıyısında tam 315 KM süren bu macera 12 Haziran’da başlıyor ve 13 Haziran’da sona eriyor.

Bizim gibi yaklaşık 25.000 kişinin yer alacağı etkinlik  iyi planlanmış bir düzen içinde 60 yıldır devam ediyor.

Aylar öncesinden kayıt olup altyapısını hazırladığımız bu yolculuğu biraz daha eğlenelim diye İsveç’ten Türkiye’ye bisikletle yolculuk olarak planladık.

Turdan sonra İsveç’ten Polonya kıyılarına geçecek oradan Avrupa içlerine doğru yolculuğu devam ettireceğiz.

Hedefimiz Temmuz ayı bitmeden Midilli Feribotu ile Ayvalık’da olmak.

Kimileri için göz korkutucu görünse de bizim için keyifli bir hikaye olacak.

Bisikletle çadır uykutulumu taşıyarak gezenlere çok büyük saygımız var. Ama bizim yolculuğumuzun amacı çadırları değil kendimizi gezdirmek. Fosil yakıtlı 4 tekerlerle göremeyeceğimiz açıları gidemeyeceğimiz yerleri keşfedeceğiz.


Yürüme, bir yere varmak değil, bir yerde var olma amacını taşır. Diyor Rebecca Solnit.

Biz bunu  biraz daha hızlı yapacağız ama bir yerde var olmaktan vazgeçecek değiliz.

Bisikletlerimizin az eşya ve bizden başka yükü yok.

E Bike kullanıcıları alınmasına ama biz Bisiklet turu planladık. E Bike turu değil. İnmenin keyfi çıkışın cefasındadır diyoruz hala.

Minimal bir yükle maksimum yeri görmek istiyoruz.

Eşyamız az dolduracak sayfalarımız çok.

 

Kurallarımız bu kadar. Fazlasına gerek duymuyoruz. Kuralların  fazla olmasını istesek bu turu da yapmazdık zaten.

Bizi tek tek tanıyanlar kim olduğumuzu biliyor. Birlikte kim olduğumuzu daha az kişi bilse de bu gezi boyunca bizi takip edenler hem bizi hem de gittiğimiz yerleri daha yakından tanıyacak.

Selim’le ortak paydamıza son sıralarda girmiş olsa da böyle bir gezide bize eşlik edecek kadar önemli bir şey Bisiklet.

Bizi birleştiren ortak geçmişin mekanı Kastamonu’yu unutamayız.

Kastamonu’nun enerjisi ile başlayan dostluğumuzun kökünün Anadolu’nu  kadim halklarına  Hitit’e Paflagonlara uzandığını düşünüyoruz. Roma Bizans ve Candaroğullarının torunlarıyız.

Ilgaz dağından Karadeniz’e çizilmiş bir haritada yerimizden vazgeçmeyiz.

Ve Aenas’ın yola çıktığı Troya’ya da düşer ortak paydamız. Ayvalık ve karşı kıyıda Assos arasında gezen zeytin yaprağında çizilidir hikayemiz birazda.

7 Haziran 2026’da Stockholm’de başlayan hikayemizde konuğumuz olun. 

Bisikletin minimalizmine ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz. Kendini çok yüksek yerlerde görenlere karşı bisikletin dönen pedallarındaki mucizeyi tavsiye ediyoruz.

Gezimizi tıpkı pedallamazsa düşeceğini bilen bisikletçi gibi bu ülkenin daha iyi günleri için durmadan mücadele edenlere  adıyoruz.

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün : Björn Lundquist ile Stockholmde Yürüyüş Turu

Vatternrundan'da 315 Kilometre 12-13 Haziran 2026