İlk Gün : Björn Lundquist ile Stockholmde Yürüyüş Turu


İlk günün baş rolünde tabi ki Björn vardı . Turun (umarız) bisikletsiz ilk ve tek günü kadim dost Björn ile soluksuz bir Stockholm yürüyüş turu olarak kayda geçti.

Björn'ü anlatmak için zamanda biraz geri gitmek gerekiyor . Björn tipik bir İsveçli gibi görünse de onu farklı kılan öncelikle tarihe kültüre politikaya olan ilgisi .

Bu ilginin tam merkezinde çoğunlukla Bizans olarak bilinen Doğu Roma olunca yolu çok eski zamanlarda İstanbul'la kesişmiş. Bizans meraklısı İsveçli'nin varlığından haberdar olmamızın miladı 2000'li yılların başlarına denk geliyor. Çeyrek asır yani. 

Sosyal Medya'nın doğuşu ile hemen hemen aynı zamanlarda Björn ile başlayan dostluk bu 20 küsur yılda sadece 2 fiziki buluşmaya karşın hiç ara vermedi. Sosyal medyanın böyle özellikleri var işte. Sizi sınır ötesinde sosyalleştirebiliyor. 

Björn'ü yakından tanıyan herkes İsveç'lilerin tipik bulunan biraz kişisel yaşayan ve soğuk algılanan kuralcılık olarak da görülebilecek hallerinin çok uzağında olduğunu teşhis edebilir. İçine Türk demesek de doğu kaçmış bir İsveçli aslında Björn. Yolda araba yoksa kırmızıda geçenlerden. İlk tanıdığımızda eski haritalar satan bir dükkanda çalışıyordu. Şimdi ise bir arkeoloji dergisinin editörlüğü yanında kombi montajı ve özel gün fotoğrafçılığı yapıyor. Entellektüellik İsveç’te de tek başına karın doyurmuyor. 

Uppsala üniversitesinde Siyaset Bilimi eğitimi almış arkeoloji konusunda ise kendisini çok geliştirmiş.

Doğduğunda babası 58 annesi 45 yaşında imiş . Babası 78 yaşındaki büyük abisinin annesi ile evli iken dünyaya gelmiş Björn 1981 yılında . Tıpkı herkesin imparator olma şansının bulunduğu Bizans gibi Björn'ün dünyaya gelmesi de biraz şans ile mümkün olmuş yani . 

Babasını en son 4 yaşında görmüş ve Björn 12 yaşına geldiğinde de adam terk-i dünya eylemiş. Bunu bir dram gibi anlatmak yerine telefonundaki annesinin fotoğraflarındaki muzip gülüşüne bakın diyor…5 ve 85 yaşındaki fotoğraflarında annesinin değişmeyen çocuksu neşesini görmek hepimize iyi geliyor. 

Björn’ün sonsuz öğrenme kapasitesi hayranlık verici…Bunu Stockholm sokaklarında beraber gezerken, binaların detaylarını anlatışında, mimari üsluplarına dair hakimiyetinde görüyoruz. Arada bizi anlattıklarına dair test etmekten de geride durmuyor. Hangisi İtalyan hangisi Hollanda diye soruyor binalardan. 

Şair Nils Ferlin'in yanında selfiye duruyoruz. 

Björn'ü dinlerken ve birlikte gezerken şehrin özgün mimari dokusunun bozulmadan günümüze erişmesi dikkatimizi çekiyor. Björn’ün dostluğunu bizi bir tur rehberi misali Stockholm'un büyük ölçüde çok iyi korunmuş caddelerinde gezerken bir kez daha teyit ediyoruz. Binaların en ince detaylarını neredeyse bir sanat tarihçisinin bir mimarlık öğrencisinin birikimi ile anlatıyor. Bunı parayla almak bile zor ve muhtemelen 3 haneli avro eder. 

Stockholm tarihi merkezinin dönüşümünü korunan korunamayan evleri tek tek anlattı. Bütün bunları nereden biliyorsun diye sorduğumuzda ise tek açıklaması ben bu bölgede büyüdüm oldu .Belli ki Stockholm sakinleri yaşadıkları şehrin tarihsel mirasını öğrenme ve öğretme konusunda meraklısına karşı fazlasıyla cömertmişler. 

Şehrin neredeyse 600 yılı bulan geçmişinde şekillenen binaları, bir oyun parkı misali şehrin insanlarının günlük yaşamında yer etmiş . 

Avrupa şehirlerini ve tabii ki buna Stockholm da dahil gezerken ilginç ve güzel bulunan binalarını bir fotoğrafa hapsetmek turistik bir faaliyet aslında. Björn ile yaptığımız yürüyüşte şehir fotoğraf makinesindeki donuk bir güzelliğin çok ötesine geçti . Şehrin ana arterlerine yayılan özel ve kamu binalarına dair bilinmesi gereken detayları teker teker anlattı. Hepsini akılda tutmak kolay olmasa da Björn'ün bütün bunları özel bir eğitim almadan biliyor olması asıl etkileyici olandı .

Björn'ün özel biri olduğunu zaten biliyorduk. Kendisiyle bu ilk ortak buluşmamız olmuştu. Selim Björn'ü bu zamana dek gıyaben tanıyordu . Çağatay ise 2009'da yine İsveç'te ve bu sene de Türkiye'de buluşmuştu.İsveçteki önceki buluşmada Uppsala'ya Viking Kral mezarlarına Kral Vasa'nın tahtına uzanan bir gezide yine etkileyici mihmandarlık yapmıştı. 

Son buluşma ise sürpriz bir İstanbul gezisinde olmuştu. Bu defa İznik'te rehberlik Çağatay'a düşmüştü . 

https://cagatayarslanfilmlerhayatlar.blogspot.com/2026/04/iznik-nisan-2026.html

Björn İstanbul gezisinde İstiklal Caddesindeki İsveç Konsolosluğundaki İsveç Arkeoloji Enstitüsünün misafirhanesinde kalmıştı. Beraber konsolosluğun koca kapısını çalmıştık .

Björn'ün ilginç hikayeleri ile bizi şaşırtmaya devam ettiği son konu başlığı ise eski SSCB nin son dışişleri bakanlarından ve meşhur Eduard Şevarnadze'nin selefi Boris Pankin oldu. 

Pek tanınmayan bu ilginç adamla arkadaş olması olmasa da Boris Pankin'in hikayesi gerçekten şaşırtıcı idi . İsveçle ve Stockholmla bağlarını hiç koparmayan bu ilginç siyasetçinin hala devam eden uzun hayatına Björn'ün dahil olması da tanıdığımız Björn için sıradan bir şey aslında .

Björnle olan gezimizin son durağı tabi ki restoran oldu. Gamla Stan mahallesindeki 15. Yüzyıldan kalma Zum Franziskener de İsveç klasikleri ile doldurduğumuz masada karnımızı doyurup İsveçin lezzetli biraları ile renklendirdiğimiz sofra uzun yürüyüşün ödülü oldu .

İsveç'in uzun beyaz gecesinin eşlik ettiği otele geri yolculuk da en az geliş kadar bilgilendirici oldu . Otele geri döndüğümüzde Björn'ü evine yeni aldığı Scooterla yolcu ederken ona getirdiğimiz Aktüel Arkeolojinin İngilizce sayıları lokum, çekme helva ve cevizli sucukla beraber Kastamonu sofra bezini sığdırdığımız çanta da artık bir İsveç çantası olarak göçmen hayatına devam edecekti . Tabii ki Björn'ün 16 yaşına varan sevgili kızı Sofia ve hayat arkadaşı (İsveç’te hayat arkadaşlığı evliliği zorunlu kılmıyor) Maria'yı da unutmadık. 

İlk günün hikayesinin Başrolünde bisiklet yoktu İkinci gün bisiklete kavuşma günümüz olacak. Onun hikayesini de bitince kaleme alacağız .































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vatternrundan'da 315 Kilometre 12-13 Haziran 2026

İLK SÖZ