Motala'da Vatternrundan'a Son Hazırlıklar


Motala'ya araba yolculuğu ile sağ salim ve bisikletlerin başına bir şey gelmeden öğlen saatlerinde vardık.
Motala'da asıl kalacağımız yer başka bir ev. İlk gece konaklamayı son anda Stockholm yerine Motala olarak belirlediğimiz için farklı bir evde kalacaktık.
Bu evin sahibi belki de işletmecisi Sri Lanka'lı ve müslüman bir aileydi.
İsveç'in multi kültür sistemi içinde olağan bir şey olsa da çoğunlukla Budist bilinen Sri Lanka'dan müslüman bir aile ile karşılaşmak ilginç deneyimdi.
Ailenin küçük bireyi en fazla 8-9 yaşındaki kız çocuğu ise akıcı İngilizcesi ile bizi ayrıca şaşırttı.

İsveçliler evde ayakkabı ile gezmiyor. Bu evde de ayakkabılar kapıda çıkarılıyordu. Tertemiz ferah ev İsveç standartlarıyla alışık olduğumuz adetlerin iyi bir kombinasyonu olmuştu. 

Eşyalarımızı  yerleştitdikten sonra tur için No Back Cycling'e yaptırdığımız özel tasarım mor formalarımızı giyerek Motala merkezini turlamaya başladık .
Mor formalarımız İstanbul'un Bizans'tan günümüze gelen mirasını yansıtıyor ve üzerinde İsveç ve Türkiye bayrakları yer alıyor. 

Formamız Motala'da büyük ilgi topladı. Yemek için gittiğimiz Balkan  Restoranda mekanın mudavimi ola İsveçli orta yaşta bir grupla tanıştık. 


Aralarında Vatternrundan'a dair izlediğimiz ve tur fikrine ilham vere  filmde figüranlık bile yapanlar vardı . Bizimle en çok dertleşen ise marangoz  olduğunu öğrendiğimiz sempatik şahıstan.
Yakın zamanda boşanmış ve  hayatının detaylarını bizle paylaşmaktan kaçınmadı.

İnsan dertleri her yerde aynı. 
Sohbet esnasında İsveçlilerin Türkiyeli olmaya dair kafalarından pek çok klişe içeren konuya da muhatap olduk .Varlığımızla bu klişelerin aşıldığını düşünüyoruz. 

Motala Vatternrundan gölünün kıyısında. Göle nazır herbiri farklı tasarım evler ve önlerindeki lüks arabalar İsveç sosyal demokrasisinin refah devletinde refahın üst sınırının uzandığı seviyeyi gösteriyor. 

Bu hoş ama sokakları biraz boş mahallede rvlerin arasında  bir İsveç kedisi ile karşılaşıyoruz.  Bizimle tüm İsveçliler gibi mesafeli bir ilişki kuruyor. :) Bizim de klişelerimiz var.

Motala'yı dünyaya tanıtan Gota (Göle diye yazılıyor) Kanalı ise insan zekasının mühendislik alanında başarı hikayesi. 
İsveç'in batı ve doğu kıyısındaki doğal su yollarını insan yapımı kanal aracılığı ile birleştiren bu önemli projenin Motala ayağının merkezi ise Motala işliği olarak anılıyor. ( Motala Werkstad) 
Bir 19.yüzyıl projesi olarak insan emeğinin ve işçi sınıfının refah devletinin kuruluşundaki büyük rolünün unutulmaz kilometre taşlarından biri. 
Düşünün ki İsveçli emekçilerin o zamanlardaki yaşam beklentisi 35 yılla sınırlıymış.
Bugün Gota Kanal işliği kafeler ve etkinlik alanları olarak kullanılıyor. Gota su yolu da turistik bir nitelik kazanmış. 
Buraları gezerken sıradan ve çarpıcı insan hikayelerine dair detayları da okuyoruz.  
Bunlardan biri de Jan Hermanson'un hikayesi. 
Jan Hermanson'un işçi fotoğrafları, işçiler dans etsin diye yapılmış dans evi, oğlanların kızları öpebileceği son noktayı işaret eden tabela ve ancak Amerika'dan dönen İsveçli bir işçinin çabasıyla kurulabilen Halk Evini görüyoruz. 
İsveç ağır sanayisinin temelleri atılırken lojistik avantajı ile Motala İşliği yada Atölyesi özel bir yer alıyor. 
Tekrar Motala merkeze dönüyoruz. Bisiklet festivali öncesinde kurulan Bike Ekspo'da son eksikleri gidermek mümkün. Poposu acıyana krem bile var. 
Yürürken bir Türk aile ile karşılaşıyoruz. Adanalı Öğretmen Mahmut bey ve ailesi ile hatıra fotosu çekiniyoruz. 
Bizi en çok etkileyen ise gölün hemen kıyısındaki Restaurant oldu. Restaurantı Mardin Midyat Kerbira köyünden Özcan ve Sane işletiyordu. Her ikisi ile ayrı ayrı tanıştık Armut brandisinden içtik başarı hikayelerini dinledik.
Motala'da 4 gün kalacağımız asıl evimiz beklentilerimizi fazlasıyla karşıladı . İstanbul'un hasis kentsel dönüşümcü mütahitleri için fazlasıyla büyük evimiz. Ev sahibimiz Evangelos Atinalı bir Yunanlı . Eşi ise Belarus. Harika ev sahipleri. Çamaşırlarımızı sakız gibi yıkayıp çiçek gibi asıyoruz balkona. 
Evangelos bize zeytinyağı ikram ediyor. Stockholm'de Caliope ile yaşadığımız hayal kırıklığını unutuyoruz. Gerçek Yunanistan bu.
Turdan önce son yemeğimizi Mardinli dostların yerinde yiyoruz. 
Sonra Bike ekspoda ufak bir tur . Kalabalık bir Alman Ekiple sohbet ediyoruz . 18 kişi gelmişler.
Şehir tamamen bisikletle dolu. Spor salonu hem geçici konaklama yeri hem de bisiklet parkı olmuş .
Bu yazı turdan yaklaşık 3 saat önce bitiyor . Tura 22.38 de başlayacağız . 11.30 da ve 16.00 da cut off hedefleri var . Ayrıca en geç 23.40 da da finish de olmalıyız. Bunun için son bir dinlenme gerekiyor.
Yazıyı okuyor ve bizi takip etmek isterseniz Vatternrundan resmi hesabına girebilirsiniz . Numaralarımız 7527 ve 7528.
Tek amacımız var o da kurallara uygun biçimde hedefi bulmak

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Gün : Björn Lundquist ile Stockholmde Yürüyüş Turu

Vatternrundan'da 315 Kilometre 12-13 Haziran 2026

İLK SÖZ